13 Aralık 2018 Perşembe

Ses


SES

Hüseyin BAŞARAN

İki kişilik yalnızlığınızı yaşarken, bir ses yürür içinizde. Ne zaman arayacak diye kıvranır durursunuz. Kulaklarınız tetiktedir, yüzünüz telefona dönük. Bu ses, içinizdeki buzulları eritir. Yüreğinizdeki dağları oynatır yerinden. Çünkü gücünü aşktan alır. Yalnızlığınızı saran duvarlar, bir anda yıkılıverir. Oturduğunuz koltuk sallanmaya başlar, ayaklarınız yerden kesilir. Kanat açmış kırlangıç gibi pike yapar bedenine. 
Bu ses, kendi ırmağında alır duşlarını.  Kendi kırlarında yetiştirir çiçeklerini. Yaşamında her gün yeniş bir mevsim yaratır. Diline yeni renkler üretir.
“Dil içinde dil arıyorum, dilini çözmek için” diye seslenir sevdiğine. Bu ses, yalnızlığın perdesini açar, gönlünüz aydınlanır. Su serper yanan yüreğinizin koruna, gökyüzünün mavi ışıklarını doldurur avuçlarınıza. Üzerinizdeki siyah bulutlar beyaza dönüşür. Düşlerinizi sıcak koylara yelken açtırır. Yeşilin tonlarında gezdirir gözlerinizi.
İçinizdeki ‘ben’ kabuğunu gizlenen salyangoza dönüşür, ürker çirkinliğinden. Yeni bir yaşama adım atar içinizdeki çocuk. Oyuncaklarını toplar, çocuk bahçesine götürür. Salıncaklarla konuşur, kaldıraçlarda havalandırır düşlerini.
Yalnızlık, duvarlarla baş başa kalır. Tutunacak dal arar. Ama korkularını yine size saklar

24 Ocak 2001



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder