15 Eylül 2016 Perşembe

Hüseyin Başaran

HÜSEYİN BAŞARAN 
Hüseyin Başaran (F: Kadir İncesu)

Süleyman ÖZEROL
Kendi Kaleminden Giriş

7 Mayıs 1950 tarihinde Hekimhan’ın Ballıkaya köyünde doğmuşum. Çocukluğum; toprağın ve doğanın iç dünyasındaki armonik yapıyla iç içe geçti. Ozan Dedem Âşık Yusuf Başaran ve Babam Mustafa Başaran’ın deyişleri, nefesleri, tevhitleri, semahlarıyla büyürken, Pir Sultan’ı, Hatayi’yi, Yunus’u, Karacaoğlan’ı, Nesimi’yi, Dertli’yi tanıdım. Hem ibadetinde, hem de muhabbetinde yaşamın ayrılmaz bir parçası olan bağlama (sarı turna) çocukluğumdan beri gönül tahtımın teklifsiz konuğu oldu.

İlkokul, ortaokul, öğretmen okulu müzik bölümünden geçtikten sonra Hocam Ruhi Su’nun korosunda altı yıl çalıştım ve altı kardeş... Daha sonra Hocam Jirair Aslanyan’dan on bir yıl şan eğitimi aldım. Müziğin yanında şiire olan tutkum yanımdan hiç ayrılmadı. Şiiri; dilin, yaşamın ve kültürün deli rüzgârı olarak gördüm. Bendeki beni bize çeviren insan sıcaklığı olarak algıladım.


Şiirle dokudum
Rüzgârımın kumaşını
Şiirle topladım, yağmurun kiremitteki ayak izlerini
Şiirle demledim yorgunluğumun çayını
Ve şiirle ürküttüm,
Korktuğum gecelerin esmer yüzünü.


Yaşamımı; konserler, konferanslar, şiirler, öykülerle birlikte sürdürüyorum. İyi ki varlar. Yozluğun kulaç attığı günümüzde onlardan daha sadık bir dost düşünmüyorum...

Hüseyin Başaran Kimdir?

Kendi kaleminden özgeçmişini sunduğumuz Hüseyin Başaran, ilkokulu Ballıkaya’da, öğretmen okulunu Diyarbakır’da (Dicle İlköğretmen Okulu) okudu. Van, Hatay, İstanbul’da öğretmenlik yaptı.
Şiir yazmaya ilkokul dördüncü sınıfta başladı. Sevda ağırlıklı olmak üzere her konuda şiiri var. Şiir dili ve yapısı konusunda Sevim Kahyaoğlu (Edebiyat Öğretmeni) ve Cihat Demirel (Yapımcı-Şair) kendisine yardımcı oldu. Altmışlı yetmişli yıllarda yazdığı ölçülü şiirlerinde, kendisinin aldığı Devrimi takma adını kullandı.
Şiirleri TDK Tömer’de yayınlandı (1992-1994).
1976 yılında "Sıcak Güneş" adlı şiir kitabını bastırdı. Kitabın basımında Remzi İnanç destek oldu. Başaran şiirlerini bağlaması ile çalıp söyleyerek seslendirdi; ses kaseti Zeki Göker’in, “Yeniden Doğarız Ölümlerde” adlı oyununun müziği olarak kullanıldı. Diğer yandan Anadolu’dan adlı dergide kendisi ile söyleşiler yapılmış, şiirleri yayınlandı; ancak bir süre şiirden uzak kaldı.
Dedesinden ve babasından bağlama, öğretmen okulunda flüt, eğitim enstitüsü müzik bölümünde piyano çalmasını öğrendi. Ancak piyano çalmasını daha sonra ilgilenmediğinden unuttu.
Radyo ve televizyon programları ile konserlerde çalıp söyledi. Bağlamaya, özellikle de dede sazına ağırlık vererek kendi yapıtları dışında dedesi ve babasının çalıp söylediği yapıtları seslendirmeye başladı. Hollanda, İsviçre, Yunanistan, Almanya, İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde sahneye çıktı. 1995 yılında kaset doldurdu.
Şiirin yanında öykü de yazan Başaran, hat sanatı ve taşıl (fosil) koleksiyonculuğu ile ilgilenmektedir. Yerel söz ve deyimlere önem vermekte, edebiyat, sanat ve yaşamla ilgili güzel söz ve yazıları bir araya toplamaktadır. Balllıkaya köyünden Zeynep Yalçın’ın (Hasinin Zeynep), “Güzel söz gönül yaylasıdır” sözü ile H. Veldet Velidedeoğlu’nun “Söz yaylasını bulmalı” sözlerinin ne kadar güzel örtüştüğünü belirtir.
Şah İbrahim Veli Ocağı dedelerinden olan dedesi Yusuf Başaran ve babası Mustafa Başaran’ın izinden giderek dedelik yapan Hüseyin başaran aynı zamanda çalıp söylemesi ile de zakirdir. Usta malı deyiş ve duvazimamları seslendirmesinin yanında kendi yapıtlarından da seslendirdikleri var.
Yaşamını İstanbul’da sürdürmekte, televizyonlarda halk müziği ile ilgili programlara katılmaktadır. Şiirlerini topladığı Kehribar Sözcükler, Ballıkaya’da iz bırakan kişileri-tipleri anlattığı Mezirme’de Eskimeyen Yüzler adlı çalışmalarını kitap bütünlüğünde hazırlamaktadır. *
Sıcak Güneş kitabında “Ballıkaya“ adıyla yer alan ve çevrede “Bizim Köy“ olarak tanınan şiir-türküsü Ballıkaya’yı yetmişli yıllarda tanıtan güzel bir şiiridir.

Ballıkaya 

Bizim köyde yağmur boran kar vardır
Avşar çayı boz bulanık sel vardır
Dermanı saklanmış bizde dert vardır
Dertlilere yoldaş oldu bizim köy

Ballıkaya’sından balı akmıyor
İnsanları gam yüklüdür gülmüyor
Yıllar var ki uyutulmuş bilmiyor
Dertlilere yoldaş oldu bizim köy

Severler insanı can-u gönülden
Beyler hiç anlamaz onun dilinden
Geçilmiyor Bozarmut’un yolundan
Dertlilere yoldaş oldu bizim köy

Ekinsiz tarlada susuz ovada
Ağacı kurumuş meyvesiz bağda
Yiğitler yanında haklı kavgada
Hüseyin’e yoldaş oldu bizim köy





*Mezirme’de Eskimeyen Yüzler”, tarafımdan basıma hazır duruma getirildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder